Nis 15 2015

Kolay Elsa Pasta Yapımı

 

Sıra geldi Elsa pastası yapımına :)

Hazırlama kısmını aşama aşama fotoğraflayamadım aceleden..Fotoğrafladıklarımda gece olduğundan karanlık çıkmıştı..Biraz oynadım ama idare eder artık..

IMG_0163

Şeker hamurlu pasta yapımı çoğu zaman devlet sırrı gibi..Bulduğunuz bilgiler eksik oluyor..Kullanılan malzeme araç yada gereç.

Onun için aslında burada iç hamurunun yapımından çok dış hamur ve süslemesini paylaşıcam..

Şeker hamurlu pastalarda en önemli 1. nokta,  pastanın dış ganaj çıkolatası..bunun için çikolata seçimi ve düzgün kaplanması çok önemli..Ganaj ne kadar düzgün olursa görüntü okadar iyi oluyor.. Her ne kadar sır gibi saklanan, keskin köşeli pasta denemelerim henüz tam olarak sonuçlanmasa da bu konuda çalışmalarım devam ediyor :)

2.nokta ise kaliteli şeker hamuru seçimi.. ben sugar & sugar kullanıyorum genelde..

3. nokta her ne kadar şeker hamuru tadı sevilmese de yenmese de sırf bu yüzden incecik açıp kaplamamak gerekli.. Çünkü ne kadar ince olursa alttaki hatalar görünür olur. Daha kalın olsun yerken sıyırması daha kolay ;)

 

Pandispanya tarifini MUTFAK SIRLARI bloğundan yararlandım..Ben daha kabarım olması için 2 adet küçük çember, 2 adet büyük çember pişirdim..böylece katları daha yüksek oldu.. aralar 4 kat oldu bu şekilde..

Tarife uygun pişirdikten sonra 1 gece dinlendirdim ertesi gün çalıştım..

İç malzemesini dilediğiniz gibi kullanın..ben katlarına da ganaj kullandım..

Ama edinmiş olduğum deneyimlere göre ganaj yapımında kalıp çikolata olarak “ganaj” yazanları değil de kuvertur yazanları tercih etmeli.. Çünkü ganaj yazanlar eritince daha akışkan oluyor..Daha çok şeker hamursuz sadece çikolata kaplaması yaparak düz bir görüntü elde etmek için bu tarz çikolatalar daha uygun..

 

Ben içine vişne ve bitter çikolata parçaları kullandım… Katlarını süt yada meyve suyu ile ıslatabilirsiniz yaparken…

Ganaj kaplama sonrası buzdolabında beklettim 1 saat..

Daha sonra şeker hamurunu renklendirdim.. Ben genelde beyaz şeker hamuru alıp istediğim rengi veriyorum..

Kaplama için boyut ve ölçü ise şu şekilde olmalı.. 0,5 cm kalınlığında ve göz kararı pastanın kenar duvarlarını da göz önünde bulundurarak, pastanın 2 misli büyüklüğünde olmalı.. Mısır nişastası ile açmak çok daha kolay oluyor..

Ben süsleme olarak daha pratik ve şık olması için, kullandığım malzemeler şu şekilde;

1-Yenilebilir kağıda print aldım

2- kar tanesi şeklinde kopat

3- bu pasta için 1,5 kg şeker hamuru

4- süslemeleri daha belirgin yapmak için yenilebilir sedefli boya

5- taş ile süslenmiş hazır çubuk

6- şerit şeklinde metre ile satılan şerit taş

7- yuvarlak strafor pasta altı

pasta dolapta beklerken ben süslemeleri ve pasta altlığını hazırladım..

20150404_001053-01

 

Bu şekilde pastaya yapıştırmak için pekçok kar tanesi oldu.. pasta altı için ise incecik şeker hamurunu açıp straforun üstünü kapladım yanlarına da uygun taşlı şeritler kesip yapıştırdım.

20150404_000729-01

 

Dinlendirdiğim pastalar kaplanmak ve süslenmek üzere hazır..

 

img1429089463629

Önce üst katı kapladım..dediğim gibi mısır nişastası ile yan duvarları da hesap ederek iki misli açın ve üstüne koyun..sonra kenarları elinizle hem yapıştırıp hem düzelterek gerekli forma getirin..

20150404_212554-01

 

Daha sonra da alt tarafı aynı şekilde kapladım kenarlarını rulet ile keserek temizledim..

20150404_212558-01

Sırada üst üste yerleştirme işlemi var..Bunun için de alt gövdeye çubuk makarna koyup üstüne sabitledim.. Daha sonra ust parçaya biraz su sürerek yenilebilir kağıdı monte ettim..Pasta kenarlarına şeritler halinde kestiğim taşları sadece ıslatarak yapıştırdım..

20150404_214446-01

 

 

Son olarak taşlı çubuklara şeker hamurunu şekil kesip silikonla yapıştırdım..üzerine sedefli buyayı LİMON SUYU ile inceltip uyguladım….Herkese de çubukları yemeyin diye tembihledim :))..süsleme için kestiğim kar tanesi figürlerini yapıştırdım..

20150404_222945

 

Sonuc bu şekilde…Tüm şeker hamuru süslemeleri üzerine sedefli boya sürdüm böylece daha şık durdu..

Elsa modelleme figuru ile uğraşmaya vaktim olmadığından daha kolay yöntemi tercih ettim..

IMG_0154

IMG_0156

IMG_0160

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nis 13 2015

Elsa Kostümü Nasıl Dikilir?

 

20150408_200750

 

Merhabalar,  merak içerisinde bıraktığımın farkındayım ancak fırsat oldu yazmaya..

Dikiş kısmını aşama aşama kaydedemedim ama fotoğraflı anlatım yararlı olur diye düşünüyorum..

20150408_201626

 

Öncelikle kumaşlarımız bu şekilde..ben eminönü inci gelinlik’ten aldım kumaşları.. Pelerin yapabileceğim baskılı tül’ü burada bulabildim yalnızca..

Ne kadar kumaş almalı?

Ben fire veririm diye fazla fazla aldım ama  şu şekilde yeterli olur

5 yaş için;

0,5 mt likralı beyaz tül

1 mt kar tanesi baskılı pullu tül

1,5 mt etek ve iç astar için saten

0,5 mt pullu payetli kumaş

 

20150408_202026

Belirli bir kalıp olmadığı için önce burda dergisi şu modeli değiştirmeyi düşündüm yalnız üstünü tamamen askısız kullanacağım için ve model kuplu olduğu için modeli hem askısız hemde kupsuz hale çevirdim.. (kuplu dikmek payetli kumaşlarda hem düzgün olmuyor hemde zor)

2015-03-14 00.00.50

İlk önce dediğim gibi kuplu keserek yaptım astarını..sol yanı fermuar için açık bıraktım (Fotoğrafta nasıl göründüğüne bakmak için iğneledim..Aslında orada dikiş yok)

20150316_223905

 

Tüm astarı diktikten sonra ona uygun payetli kumaşı kestim.. (Normalde model çalışmalarında ana kumaş biçilerek dikilir sonra ona uygun astar dikilir..Fakat bana göre payetli kumaşlar ucuz kumaş olmadığı için hata yapmamak adına onu astara uydurmayı tercih ediyorum)

 

20150408_200305

Daha sonra üst göğüs kısmındaki beyaz tül uygun şekilde kalıpla kesilebilir..t-shirt kalıbı yada göz kararı şeklinde..ben diktiğim astarın devamıyış gibi düşünerek üst kısmı tamamlayacak şekilde göz kararı kestim ve astar ile likralı beyaz tülü teyelledim..Sonra payetli kumaş ve astarı yüzü yüzüne gelecek şekilde araya likralı tülü alarak makina geçtim.. ve ters çevirip üstünden de göğüs kısmı düzgün durması için dikiş çektim. (Bu arada likralı tülü elbise gövdesine dikmeden önce yaka kısmını içe doğru kıvırarak diktim)

20150320_011050

kollar takılmadan görüntü yukarıdaki gibi oldu.. eteği ilk önce ön parça ve arka parça olarak yanları dikmeden iğneledim ve gövde kısmı ile o şekilde diktim.. Etek için kumaşı çift en kullandım..daha kabarık olması için daha geniş tutulabilir. (çift en beden genişliği 50 cm diyelim kumaşı 100 cm en kısmı için kullanmak anlamına geliyor..Dikişe yeni başladığımda ne olduğunu bilmezdim açıklıyım dedim  :) )

 

 

 

 

20150408_201229

Kollar için ise uzun kollu bir t-shirtünü kullandım.. kol kalıbını çıkardım.. öncelikle bilek kısımlarını içe doğru kıvırıp diktim. Sonra alt  kısmını kapattım..Ve son olarakta fotoğraftaki gibi zigzag dikiş ile kolu birleştirdim.  Fotoğrafta likralı tüle pay bırakmamın nedeni ise prova sırasında Duru hanım koltuk altından payetli kumaşın battığını söyledi..batmaması için onların üstünü kapata kapata diktim..

20150408_201131

Kollar takıldıktan sonra sıra fermuarda..yan fermuar için gizli fermuar kullandım payetli kumaşa dikerek astarı el dikişi ile tutturdum üstüne..daha pratik oldu..
20150408_201052
En son olarak bel kısmını mavi sateni makina da seyrek dikişle dikerek,  yanlardan uzun iplik bıraktım ve çekerek büzdüm.. Ve bele monte ettim..Yan dikişleri kapattım..yanda ufak bir yırtmaç bıraktım daha rahat hareket etsin diye..

Ve etek ucuna içe kıvırıp elle bastırmak yerine sadece zigzag dikiş ile toparladım..

20150408_200419

En son kısım olarak dikdörtgen parça istediğim uzunlukta pelerinin kenarlarını zigzag geçtim..etek ucunu V şeklinde kestim….

Pelerini de çift en kullandım.. Ve mazura ipine lastik ip sarıp 2 sıra zigzag dikişle ince lastik geçip ondan sonra diktim..Pelerin sadece arka kısıma değil koltuk altından geçip ön kısma kadar uzattım… (Orjinal model böyleydi :)

 

20150408_200907

bitmiş hali arkadan görünümü de bu şekildeydi..

Umarım açıklayıcı olmuştur..Sorularınız olursa lütfen yazın..

Şimdiden kolay gelsin ;)

Nis 10 2015

Duru’nun 5 Yaş Doğumgünü Partisi

 

Selaaammm,

Uzun bir aradan sonra yine biizz..

Ne yalan söyliyim spamlar virüsler karıştı ve e posta ile üyelere gidince tedirgin oldum tüm bildirimleri kapattım. Daha sonra temizlemeye çalıştım kimseye gitmese de hala spam postlar geliyordu ve onaylanıyordu..

Sağolsun bloğu kuran arkadaş, ismi lazım değil tamam halledicez wordpressi yeniden kuracaz dedi müsait olmasını bekledim.  Bu arada bende blog yazmaktan soğudum..Çünkü tüm bildirimleri kapatınca burada kendi kendime konuşur gibi oldu..

Neyse artık yazamadığım dönemdeki anı kaybının hesabını büyüdüğünde Duru bana sorarsa Ahmet amcanla görüş diyeceğim  :) :) :)

Kısa bir açıklamadan sonra yazmaya başlıyorum..

 

 

Şunu hatırlatayım.. Hazırlıklı olun..

Her kız çocuğu bir gün elbet Elsa Karlar Ülkesi prensesi olacak. Biz olduk kurtulduk :) :)…  Yarın öbürgün başınıza gelirse sizlere de fikir olsun..

Tüm tasarım, planlama, organizasyon ve yapımı bana ait.. (Eşim de etiket afiş gibi printlerin tasarımlarını yaptı hakkını yemiyeyim :)

 

Bu sene ilk kez okul arkadaşları ile kutlayacağından, parti evinde olmasına karar verdik.  Bunun için tercihimiz Koşuyolu Nar Parti Evi oldu.

Şeker büfemiz bu şekildeydi

IMG_0206

 

Elbisemiz bu şekildeydi. Bu kostümün hazırları hiç içime sinmedi. Belirli kalıbı da yoktu..Fakat Burda dergisinden esinlenerek birazda göz kararı ile böyle oldu..

 

IMG_0177

 

Dikiş aşaması bir sonraki yazıda..

 

 

Çocuklar için Elsa temalı bardak tabak şapka ve maskealdım netten

IMG_0302

Cupcake stand yine netten

IMG_0201

 

Nostaljik ayran şişeleri Eminönü Coşan pastacılık

IMG_0200

 

 

Hediyelik kokulu çerçevelerimiz bu şekildeydi.. Çocuklara olanlara kendi resimlerini koymaları için bo çerçeve verdik.. Aile büyüklerine hatıra olsun diye bu şekilde…

Ayrıntılı malzeme ve yapım aşamasını instagramda paylaşmıştım.. Burada da ayrı bir yazı olarak yazıcam.

IMG_0117

 

Dediğim gibi afiş ve diğer etiketleri eşim hazırladı ve Ozalitçiden baskı aldık.

IMG_0203

 

 

Kurabiyeler ve Pasta da bana ait.. Bununla ilgili yapım aşamalarını da daha sonraki yazılarda paylaşıcam…

IMG_0198

 

Çocuklar için çantalara hem kokulu taş çerçeve hem de marsmallowdan hazırladığım paketleri koydum. İçinde pirinç patlağı ve çubuk kraker var.

IMG_0202

IMG-20150403-WA0020

 

Bu şekilde küçük paketlere çikolatalar koydum…

IMG_0199

 

Şeker pastamız da böyleydi;

IMG_0196

 

 

Su şişelerimiz;

N.Sener

Bunlar da biz

IMG_0318

IMG_0385IMG_0189

IMG_0304

IMG_0373

Güzel bir kutlama oldu Duru çok mutlu oldu ve çok eğlendi.. Diğer arkadaşlarının annelerinden de çok güzel geri bildirimler aldım…

 

 

Bir doğumgünü sezonunu daha böylece kapatmış olduk.. Çok yorucu oldu ama onun mutluluğu için değdi..

Seneye doğumgununu sabırsızlıkla bekliyormuşş :)))

 

 

 

 

 

 

Nis 06 2015

Duru 5 Yaşında

 

PicsArt_1428320172948

 

Hani bir his vardır, anlatmak istersin ama ne desen hep bir yanı eksik kalır…

Öyle bir sevgidir ki bu, sarılınca taa içinde duyarsın sıcaklığını…

Değil saçının teline, rüyanda hayaline bir zarar gelse yakıverirsin dünyayı…
Artık onun varlığıdır yaşama sebebin…
Bazen kızarsın, ama aslında kızdığın o değil diğer herşeydir…
O büyüdükçe sen küçülürsün kendinde,
Ve aslında var olduğundan beri sen sen değilsindir sadece…
Evet değilim,
Seninle filizlendim…
Umutlandım, hüzünlendim, tazelendim…
5 sene oldu…
Ne de çabuk…
Ne de çabuk büyüdün benim minik kelebeğim…
Güzel yüzlüm, bitaneciğim…
Hiç birşey seni üzmesin…
Kızım…Canım…
Nice mutlu yıllara…
Ne zaman okursun bu satırları, ne zaman bir anlam yüklersin, bilinmez…
Ama şunu bil ki, sana olan sevgimi anlatmaya bir ömür yetmez…
durununbabası…

Mar 02 2015

Duru’nun Sinüzit ile İmtihanı

 

Çocuklar büyüdükçe dertleri de büyüyor derdi annem..Acaba dertleri büyüyor mu yoksa değişiyor mu bilmiyorum..Büyüdükçe yenileri eklenmesinden çok sorun kendini yeniliyor :)

Kafamda, ama küçük ama büyük bin bir türlü hal olunca yazmak canım istemiyor onlara yoğunlaşıyordum..Ama baktım ki bitecek gibi değil, Duru’nun hastalığı,  babamın rahatsızlığının daha ciddi boyutlarda hortlaması, benim 1,5 yıldır süren mahkeme ve sonucunun insan hayatının bu kadarda önemsiz olduğunu birkez daha anladığım saçma sapan bir ceza,  gerçekten biri bitip biri başlıyor, neyi bekliyorum ki diye düşünüp dönüş yaptım..Bu sefer kesin kararlıyım ama.. Yazacağım :)

 

İnstagram ve facebook pratik olmasına pratikte, buradaki gibi uzun uzadıya yazmak gerektiğinde dönüyorsun kürkçü dükkanı misali..

Uzun bir süre yazmayınca ne çok şey birikiyor hangi birinden başlasam diyorum ama hepsi kafamın içinde birbirine girdiği için sınıflandıramıyorum.. Başlıyorum yazmaya bakalım nereden girip nereden çıkıcam :)

İlk önce mahkemeden bahsedeyim hani 2013 yılında geçirmiş olduğum motosiklet kazası ile mahkemeye gittim geldim gittim geldim..

Sonuç; 3 ay sanığın ehliyetine el konma ve 3800 TL 10 eşit taksitte DEVLETE ödenmek üzere para cezası..

İtirazda bulundum ama neye yarar ki?? Ben ucuz atlattım hayattayım..Ne canlar gidiyor mahvoluyor elini kolunu sallaya sallaya çıkıyorlar olan gidene oluyor :((..Ayrıntısına çok girmiycem, hatırlayıpta  daha fazla can sıkmak istemiyorum..

 

Okullar açıldığından beri ara ara hafif atlatsakta bir türlü hastalıktan kurtulamadık..

Ben de ilaç kullanmaya karşı anne olarak başladım doğal yöntemlere; bal, zencefil, balık yağı immuneks vs..

Baktık ki olacak gibi deği öksürük ilerledikçe ilerliyor..

Doktora gittik.. Ciğer dinlendi film çekildi..Ve ummadığımız bir sonuç ; Zaturee başlangıcı..

Hemen penisilin iğne..

 

Tabii biz hop oturup hop kalkıyoruz..Çocukta ateş yok neşesi yerinde ama teşhis kafa karıştırıcı..

Duru’nun bebeklik doktoruna gittik..Anadolu yakasında olduğumuz için bırakmak zorunda kalmıştık..

Mehmet Çelik..Kendisi şeker gibi bir doktor..Gerek çocuklara yaklaşımı gerekse ebeveyn kaygı terapisinde birebir :)

Apar topar gittik durumu anlattık..Aynı tahlillere baktı..Ciğerde birşey yok ama sinüsler dolu.. Damlalarla akacak gibi değil burun..Nefes alamadığı için de kuru öksürük..

Antibiyotik şuruba başladık..Tam o sırada okulda da viral bir enfeksiyon kol geziyor..Üstüne de ondan olunca 3 hafta evden dışarı çıkamadık..

Ağızdan antibiyotik yeterli gelmeyince igne daha etkili olacağından, 6 iğne verdi doktor..

3 iğnede ailece perişan olduk..Biraz Duru’nun nazı biraz da iğnenin yakıyor olmasından ötürü çok zorlandık.. Öyle zor durum ki Duru 1 hafta boyunca bacaklarının ağrısından yürüyemeyecek kadar..

Doktoru aradım ve şikayetlerimizin biraz azaldığıı söyledim..Şuruba geri döndük ve 1 şişe daha antibiyotik..

En son kontrolümüzde sinüzitin çok inatçı olduğunu, bu sene okula da yeni başladığından böyle gideceğini hazırlıklı olmamız gerektiğini öğrendik..

Çok özet anlattım ama yılbaşı akşamı 39,5 ateş ile yeni yıla girdik.. Ve 3 hafta boyunca okula gidemedi..Şansımıza kar tatillerinin çok sık olması devamsizlık sürecini kısalttı..

 

Ben oldum olası hiçbir doktorun vermiş olduğu alerji şuruplarını kullanmadım..Onun yerine eczaneden aldığım 1 kiloluk serumu fısfıslı şişeye koyup sıkıyordum..Otrivine 4 gün kullanıp bırakıyordum..Rahatlama da olsa kısa süreli oluyordu…

Bazen kafana göre iş yapmamak gerektiğini de böylece öğrendim…İlaç içirmemek için uğraşlarım, 2 şişe antibiyotik+3 iğne ile son buldu..

Sinuzitin bu kadar ısrarcı olmasının nedeni ise alerjikmiş…Alerji şurubunu 1 aydır kullanıyoruz ve çok şükür gece ağzı kapalı burnu açık uyuyor..O içimi parçalarcasına bitmek bilmeyen öksürükleri kesildi.. Bu kadar iyi geleceğini bilseydim diretmezdim.

Alerji için kan testi yapmamızı istedi doktor ama hastaneden iğneden ve kan aldırmadan öyle çok korktu ki hala yaptıramadık..

 

Takviyeler veriyorum ama iştahsız ve yemek yemeyi reddeden çocuğunuz olunca hastalıklar daha ağır geçiyor sanırım.. Ben buna kanaat getirdim..

Carlson limonlu balıkyağı, kestane balı propolis karışımı arada içirebilirsem kefir..Şimdilik iyi gidiyoruz..Bakalım ne zamana kadar..Şu sıralar sınıf arkadaşlarının anneleri ile görüşüyoruz, sınıf resmen hastalıktan kırılıyor..Sıra nezaman bize gelecek yada teyet mi geçer hep beraber görücez :)

Herzaman şunu söylüyorum, yaşadıklarımdan aldığım ders şu ki; sağlık hep bizlerle olsun, gerisi teferruat..

 

Sağlıklı kalın..

Durununannesi :)

 

 

 

Eki 17 2014

Anaokulu’na nasıl alıştık? Deneyim ve Tecrübelerimiz-2

 

Yazıya başlamadan önce şunu belirtmek isterim ki, her ne kadar  çocuk gelişimi bölümü öğrencisi olsamda da yada çocuk gelişim kitapları okusam da çoğu zaman kendi bildiğimden şaşmıyorum.

Her çocuk yaradılıştan farklı olduğundan, bazı yazılanlar yada öneriler maalesef her çocuğun karekterine uymuyor..

Her çocuk ailesine kıymetlidir ve çok özeldir ;).. O yüzden kimi annenin endişesi büyük olsa da kimi anneler de daha rahat olmayı başarabiliyor ;)

Her kadın anne olarak doğuyor fakat anneliği yaşayarak, ve çocuğu ile büyüyerek daha iyi öğreniyor.. Yani şu an bazen tökezlesem de, 4,5 yaşında bir çocuğu nasıl yetiştireceğimi ona nasıl davranacağımı biliyorum.. Ama ondan sonrasını bende yaşayarak tecrübe edineceğim.

Kendi deneyimlerimi ve yaptığım hataları diğer annelere yardımcı olmak adına paylaşmak, umarım ebeveynlere biraz olsun kolaylık sağlar.

Bu yazı, “ben yaptım faydalı oldu”  ve “ben yaptım siz yapmayın” tarzı bir yazı olacak  :)

 

Anaokuluna başlarken;

  • Okul öncesindeki dönemde okulu anlatın ama çok fazla bahsetmeyin.. Bıktıracak şekilde içine işlemesin…Okula başladığında “okul” kelimesinden çok “öğretmen” kelimesini kullanın.. Öğretmenin seni bekliyor, seni çok özlemiştir vs.. Okulu gözünde farklı canlandırıpta gözünde büyütmesin..

 

  • Öğretmeni ve arkadaşları ile aralarında bağı güçlendirmek için öğretmenine yada arkadaşlarına vermesi için ufak hediyeler hazırlayabilirsiniz.. Bu çocuğun çok kısa sürede öğretmen ve arkadaşları ile iletişim kurmasını sağlayacaktır. Biz ilk günü “ilk gün kutusu hazırlamıştık. İçerisinde Duru’nun sevdiği birkaç oyuncağı ve bizim resimlerimiz olan.. Duru bunu kendisi okulda tanıtmış arkadaşlarına..

 

  • İlk günü en az çocuğunuz kadar heyecanlı olduğunuzu biliyorum.. Özellikle o gün, okula merasimle gitmeyin. Biz bu hatayı yaptık ve şimdi 1 aydır Duru aynı merasimi istiyor :) Ben babası ve babaannesi 5 gün boyunca törenlerle gittik geldik :)..Şimdi son 2 gündür babaanneyi ancak bırakabildi..sadece babası gidiyor yanında..Bu kalabalık, çocukta okulun çok önemsenmesi gerektiği izlenimi veriyor ve kafasında daha da büyütmesine neden oluyor.

 

  • Siz kaygılandıkça çocuklar anlıyor ve annem de bu kadar enişelendiğine göre okul gerçekten ürkütücü bir yer” olduğu izlenimi uyandırıyor. Ağladığında endişelenseniz de rahat ve kararlı davranın..

 

  • Okula ilk kez başlıyorsa mümkünse siz götürüp getirin. İstediğinde sizi görebileceğini söyleyin.. Çalışmıyorsanız eğer mutlaka bekleyin..Ama bu bekleyişin süresini onlara bırakmayın. Sonu gelmeyeceğine eminim..Yavaş yavaş okulu terk edin. Mesela “Bakkala gidip gelicem” deyin gidip gelin..”eve gidip yemek yapıp gelicem” deyin ve verdiğiniz sözü tutun.. Eğer imkanınız yoksa bakıcısı yada aile büyüğünüz en az 1 hafta onunla okulda kalması alışması açısından daha kolaylaştırıcı olur.

 

  • Çocuğun okula başladığında en büyük korkusu, “ya beni annem babam almazsa burada kalırsam”.. Bunu anlamaya çalışın.. Daha önceki yazımda olduğu gibi çocuk için gerçekten hayatındaki en büyük değişiklik okulun ilk zamanları. Lise zamanını hatırlıyorum da ilk başladığım günlerde 1 hafta sürmüştü yeni ortama alışmam.. Yetişkin olarak bizler bile ilk işe başladığımız günü hatırlayalım.. Kimlerle karşılaşacağımızı ve neler yaşayacağımızı düşünüp strese girebiliyoruz. O yüzden bu süreçte sabırlı olmak gerekiyor.

 

  • Özellikle daha önce hiç okul deneyimi olmamış ise, en az 1 hafta yada alışana kadar tam gün bırakmayın (biz bu hatayı yaptık ama bizim hatamız değil, okul yönetiminin dikkatsizliği oldu. Defalarca söylememe rağmen, llk günü gayet iyi gördükleri için Duru’yu o şekilde devam edelim dediler.) İlk 1 hafta yarım gün daha sonraları yarım saatlik uzatmalarla tam güne tamamlayabilirsiniz. Ve çocuğa kesinlikle “seni erken almaya gelicem” diye söz vermeyin.

 

Biz şu şekilde yaptık..İlk hafta da yemekten sonra bir aktivite yaptı ve öğretmeni “hadi Duru annenin alma saati geldi” dedi ve aldım.

2.hafta ise yarım saat arttırarak yemek sonrası 1 aktivite+ 1 oyun+1 dans vs ekleyerek tam güne tamamladık. Duru saati okumayı biliyor ve saatle ilgili hiç bahsetmedik..

Bu şekide Duru zamanın geçtiğinin farkına varmadığından, normalde ilk günden itibaren ikindi kahvaltısı olmasına rağmen geç çıktığını farketmedi. Daha sonra yavaş yavaş zaman uzadığında şöyle bir diyaloğumuz oldu,

 

A: Duru ikindi kahvaltısı yaptın mı bugün?

D: Hayır anne ben öğlen çıkıyorum ya yapmadım..Ama bugün bize kek ile limonata verdiler  :)

 

  • Ağlaması sizi çok üzecektir. Ama okulla yaptığım görüşme de şunu öğrendim ki; her çocuk ama az ama çok o ağlamayı mutlaka yapacak, kimisi ilk günlerde kimisi ise sonraki haftalarda. Ve şunu söylüyorlar “Gözlemlediğimiz kadarı ile o okula ilk günler gelmek istemeyen ve ağlayarak gelen çocuklar en başarılı öğrencilerimiz arasındalar” diyor okul yönetimi..

 

  • İnternetten okuduğum yazıda şöyle yazıyor;”Ona gün içinde sizi özlediğinde bakması için bir eşyanızı verin. Birlikte yaptığınız bir oyuncak yada fotoğrafınız bu çocuğun eve döneceğine yönelik güvence oluşturacaktır”.yazıyordu..Bunu Duru’ya söylediğimde, fotoğrafımı vermeyi teklif ettim.

“Annecim neden okula gitmek istemiyorsun?”

“Çünkü seni çok özlüyorum”

“Peki sana fotoğrafımı vereyim çantana koy ve kimseye göstermeden arada özledikçe bakarsın” dediğimde, dudağını büktü ve ağlayarak;

“Ama ozaman daha çok özlerim” dedi :(

Fotoğraf vermek herzaman doğru olmayabilir bizde olduğu gibi.. Onun için eşyanızı vermek daha iyi sonuç verir.(Kız çocukları için kesinlikle hayır diyemeyecekleri en güzel şey bir kolye..Biz öyle yaptık :)

 

  • Onu sabah bırakırken ve almaya gittiğinizde çok sevdiği bir şey götürün bir oyuncak olabilir..Onunla vedalaşsın ve aynı şekilde almaya gittiğiniz de onu görmek mutluluk verecektir. Ve mümkünse okul yolunda bir hayvan arkadaş bulun kendinize..Gidene kadar stresini atması ve sakinleşebilmesi için çok yararlı..Bizim okul yolunda “şanslı” adında bir köpek arkadaşımız oldu. Giderken yüzünü güldüren tek şey o köpeği sevmek oldu..

 

  • En önemlisi ve bizim de işimize çok yarayan şeylerden biri de onun okul kaygısını anlamaya çalışın ve yaşadığı korkunun normal olduğunu anlatabilmek için öyle bir deneyiminiz olmasa da sizin ve babasının da aynı şekilde aynı korkuları yaşadığınızı anlatan bir hikaye uydurun..

 

1 hafta boyunca her akşam bu hikayeyi anlattırıp ondan sonra uyuyordu Duru. Ve çocukların kendilerini telkin etme becerisi gerçekten müthiş..

 

-Hadi anne anlatsana sen ve babam ne yapmıştı okula ilk başladığında?

 

- Ben çok korkmuştum okulun ilk günü annem bırakıyordu beni. Bazen de babaannem bırakıyordu. Ama ben korkup onun bacağına sarılıyordum ayrılmak istemiyordum. Sanki beni bırakınca okula hep orada kalıcam gibi geliyordu. Ama yanılmışım o günleri hatırlayınca çok komik geliyor. Hatta sonraları okula alışınca annem beni almaya geldiğinde “biraz daha kalıyım” diye izin istiyordum

 

-Peki baba ne yapmış okula başladığında?

 

- Oda çok korkmuş. Onu da babaanne götürüyormuş..

-Anneannesi de götürüyormuymuş?

 

-Evet ara da oda götürüyormuş

 

- Tabi ozaman yaşlı değil dimi?

 

-Evet daha genç.. Babanda gitmek istemiyormuş. Okul da kalınca yalnız başına çok endişeleniyormuş. Sonra bir sürü arkadaşları olmu ve okuldan eve zor geliyormuş. Babannen zor getiriyormuş eve

 

-Aynı benim gibi..Demek ki hepimiz aynılarını yaşıyoruz anne

 

dediğinde ben şoklar içerisindeydim..

 

Okula alışma sürecinin zor olduğu çocuklar genelde, okula ilk kez başlayanlar, doğduğundan beri annesinin yanında olan çocuklar, ve çok sık sosyal çevre içersinde bulunmayan çocuklar oluyor. Bizim sıkıntımız her ne kadar hafta sonları bale yada farklı bir yerlere birkaç saat götürsekte yine de daha çok evde vakit geçirmesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.

 

O sürecin geçeceği, yaşarken imkansız gibi görünse de geçip gidiyormuş ama sabırlı ve kararlı olmak altın kural ;)

 

 

 

Şimdilik herşey iyi gidiyor ama elbet iniş ve çıkışlar olacak..

Kimi zaman arkadaşına küsecek gitmek istemeyecek yada yeni branş öğretmenleri geldiğinde onlara alışana kadar zor olacak. Mesela Duru’nun şu anki sıkıntısı beden ve dans derslerine katılmak istememesi. “Kendimi çok yorgun hissediyorum” deyip katılmak istemiyormuş..

Sınıf öğretmenini sürekli yanında istiyor ve öğretmeni de bu konu da gayet ilgili..Onu alışana kadar yalnız bırakmıyor.

Her yenilik onlar için zorluk demek ama bir şekilde yavaş yavaş alışıyorlar ;)

 

Yazı dizimizin sonuna geldik.. Umarım faydalı olur..

Okulun ilk günlerini anlatan yazımızda burada.. 

Bizi izlediğiniz için teşekkür ederiz  :)

Eki 17 2014

Anaokulu’na Alışma Süreci-1

 

Çok uzun süredir yine kayıplardayız..Artık insagram çıktı çıkalı anlık paylaşımlar yapmak daha kolay geliyor..uzun uzun bloğa yazmaya vakit bulamıyorum.. o yüzden bu sefer “bundan sonra yazıcam mutlaka” demek istemiyorum :) :) :)

 

Bu yazı uzun olacağından 2 parça halinde yazmayı planlıyorum.

Duru’nun okula başlama süreci zor olacağını eşim ve ben tahmin etmiştik..Ama bu kadar zorlayacağını tahmin edemedik.

Okula başlamadan önce pek çok hazırlık yaptım..

Bunlar kısaca, okulu sevdirmek için okulla ilgili alışveriş yapmak, okulla ilgili konuşarak yeni arkadaşlar edineceğini ve onun daha çok oyun oynamaya imkan bulacağını anlattım… 1 hafta izin alıp Duru’yu okula ben götürüp getireceğimi söyledim.. Alışma sürecinde sürekli yanında olmamdan,  okula gitmek istemediğini görünce kötü ettiğimi düşünsem de şimdi gayet iyi oldu diyorum..

 

1.GÜN

Okulun ilk günü Duru’yu sabah güle oynaya bıraktık. Birkaç saat kapıda bekledikten sonra öğlen yemeğinden sonra hemen aldım akşama kalmadı ilk gün..

Yanıma geldiğinde çok mutsuzdu ve kapıda kendini tutamayarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Yani okula güvenmesem kesin bir şey oldu diyecek kadar..”Ben okula gitmiyceeeemm, ben okula gitmiyceeeemm..Yemekleri kötüüüü…”

Akşam konuştuk ve Duru tekrar normale döndü…(Yada biz öyle olduğunu düşündük..)

20140915_130452

1.gün durum bu..

2.GÜN

Ertesi günü, ilk günün etkisi çabuk geçti diye düşünerek Duru’yu akşam 16:00’te almaya gittim.

Aldığımda yine hıçkıra hıçkıra boynuma sarılarak ağladı ve “lütfen beni bir daha bırakma, beni okula gönderme” dedi. L

Konuştuk biraz sakinleşti. Yürüyerek evimize gittik..

Evde bolbol konuştuk ama bu sürede Duru’yu ikna etmek imkansız..O mutlu neşeli çocuk gitti yerine sürekli düşünen bir çocuk geldi sanki..Sürekli dalıp gidiyordu..

Öğretmenine telefon açtım ve durumu izah ettim. Biraz da suçladım çünkü söylememe rağmen Duru sanki okula daha öncede gitmiş gibi davranıp okulun 2. Günü tam gün tuttular.

3.GÜN

Evden zor çıktık. Babannesine gidip kahvaltı yapıp hep beraber okul yolunu koyulduk (Bir de böyle bir durum var babaannemizi yakşalık 1 aydır her sabah okula götürüyorduk  J)

Kapı da bacağıma yapıştı ve gitmek istemedi… Biraz kapıda oturduk ve ikna etmeyi denedim olmadı.

Diğer birkaç çocukta problem çıkardığı için sınıf içine anne baba almak istemiyorlar..

Öğretmeni  “ben onu aşağı indiricem ikna etmeye çalışıcam ve siz burada bekleyin” dedi..

Yaklaşık 30 dk sonra ağlamadan yanıma geldi.

Öğretmeni  “Annesi siz burada bekleyin biz Duru ile biraz daha oynayalım daha sonra faaliyetlerini çantasına koyarım siz evde yaparsınız” dedi. Aşağıda birebir oyun oynamışlar..

Eğildi ve Duru’ya “faaliyetlerini evde güzelce yap seni yarın mutlu görmek istiyorum ve getirdiğinde onlara bakıp yıldız sticker vericem” dedi J

Duru da tamam dedi ve öğretmenin elinden tutup içeri gitti.. Biz arkasından ağzımız açık bakakaldık:)

 

İçeride birkaç faaliyet yaptıktan sonra öğretmeni getirdi ve Duru beni görünce yine ağlamaya başladı.

Hani uzun süredir özlediğiniz biri olur ve karşınızda görünce ağlamaya başlarsınız ya onu hissettim Duru’da..

Eve gittik biraz konuştuk..Okulun kötü bir yer olmadığını eğlenilecek oyun oynanacak biryer olduğunu anlattım..

Hatta o gün şöyle birşey  uydurdum..Babasının ve benim de okula gitmek istemediğimizi ama alışınca kendiliğinden gittiğimizi söyledim..

Bunun çok yararını gördük.. Mızmızlanmaya başladığında kendini rahatlatmak için “hadi anne okulun ilk gününü anlaaatt..baba ve sen ne yaptııınn??” diyordu

 

 4.GÜN

Bizim bu süreçteki kıyamet 3. ve 4.günü koptu. Bu iki gün çok fazla zorladı..

3.gunun aynısı durumları yaşadık.

Yine ağlamalar bacağıma sarılmalar…

Öğretmeni aşağıda yine ikna edici konuşmaları..Duru’ya giderken seni burada bekliycem ve beni görmek istersen buradayım diye söyledim..Öğretmeni de aşağıda aynı şeyleri söylemiş.

Ama Duru sustuktan sonra beni hiç sormamış.

Öğlen 12 de almaya gittim yemek öncesi…

O sırada anaokulu görevlisi ile konuştum.. Ağlayan çocuk iyidir biz ağlamayan sessiz duran ve içine kapanık çocuklardan korkuyoruz.

“Ağlayan çocuk akıllı çocuktur. Bastırmıyor korkusunu paylaşıyor sizinle ağlayarak iletişim kuruyor aslında” dedi. “Daha çok öğretmen ilgisi altında oluyor. Ve düşünsenize onlar için ne kadar büyük bir yenilik.. Belki bize göre küçük ama onlara göre kocaman bir okul ve 2 kadın göstermişler tanımadığı. ‘al bu senin öğretmenin demişler’ ne kadar zor bunları kabullenmek.  Bazı çocuklar hemen farkına varamıyor durumun 3 hafta sonra ağlayıp gelmek istemeyenler oluyor” diyor ..

Hakikaten düşününce, İlkokulum bana okadar büyük gelirdi ki o merdivenler bitmek bilmezdi. Kantine giderken koridorlar uzardı da uzardı kocaman camları vardı.

Büyüdüğümde gittiğimde kendimi  cüceler ülkesindeki dev gibi hissetmiştim J

Biz konuşurken o sırada Duru geldi.

Büyük bir şaşkınlık içindeydim..Beni  gördüğünde ağlayarak bana yapışmasını beklerken kapıda bana ‘bir dakika bekle’ işareti yaptı ve ayakkabılarını değiştirerek çantasına koydu.

Burun damlasını unutmuş..Öğretmeni hadi git hemşireden al onu dedi ve kendi başına gitti ben bekledim J

(Bu arada herkesin içeri de ayakkabılık kısmında sınıfta giyecekleri ve okulda kalması gereken 1 çift ayakkabısı var ama Duru onları 4 gündür yanında taşıyordu.  Duru’nun eşyalarına bağlılığını daha önce söylemiştim. Biryerde birşeyleri kalmasını istemez.  Bu hem eşyalarına bağlılığı hem de kendini o yere bağlamamak istemesinden kaynaklı. Mesela güven duyduğu gitmek istediği yerde bırakabilir. Ama güvenmediği yerde eşyalarını bırakmaz çünkü kendince oraya bağlanmış oluyor.  Ertesi gün oraya istese de istemese de gitmek zorunda. Bu düşünce çocuk aklına sığamayacak kadar büyük bence.)

 

Ağlamadan yanıma geldi..Yanında yavru köpek oyuncağını getirmiştim. “Biz seni almaya geldiiiiikkkk” dedim. Gülmüyordu ama ağlamıyordu da..

Yolda giderken kendisi gününü anlatmaya başladı..

Akşama “Yarın seni ben bırakamıycam işe başlamam gerekiyor ama ben almaya gelicem” dedim. Yine kıyamet koptu. Konuştuk ve kararlı davrandım.

 

Bunu neden yaptık. Çünkü 5 gün boyunca ben bırakıp alıyordum. Pazartesi günü daha da zor olacaktı herşey.. O yüzden yavaş yavaş kestik.

5.GÜN

Babası ve babaannesi ile okula gittiler..Duru 5 gün boyunca okulda yemek yemedi. Sadece ilk günü kahvaltısını etmiş ve öğle yemeğini yemişti. Onun dışında yemek istemiyor.  Babası stres olduğunda hiç yemek yiyemez karnına ağrılar girer hala bile..Duru da sanırım babası gibi karnı ağrıyor. diyor…

Öğretmenine faaliyet yapmak istemediğini söylemiş..”Annemle biz evde yapıyoruz” demiş..

“Elim ağrıyor boyamıycam” yada “katılmak istemiyorum uykum var” demiş.. Asi gençlik J

Bunu ayrı bir post olarak yazıcam zaten..

Öğretmeni “yemek konusunda ve derslere katılma konusunda ilk haftalarda ısrar etmiycem. Bazı öğrenciler ilk önce gözlemliyor sonra katılmayı tercih ediyorlar” demiş.

Ben almaya gittim bu seferde çok sevdiği “Tavşancık” geldi bizimle..

Aldığımda Duru’nun daha huzurlu ve rahat olduğunu farkettim J

Bu hafta eğitimimizi yarım gün olarak tamamladık.. yemek sonrası 1 aktivite ve gitme saati..

6.GÜN

Araya tatil girdi haftasonu özellikle Pazar günü çok stresliydik ailece..

  1. günü de babası bırakırken ağlamamış ama mızmızlanmış..Duru’nun 3 kuralı vardı..Bunu hergün usanmadan öğretmenine söylettiriyor.
  • Duru kahvaltısını yapmıycak. Çünkü evde yaptı.
  • Duru öğle yemeğini yemiycek
  • Ve erken çıkacak.

Normalde tüm öğrencileri ana okulu sorumlusu yada yardımcı öğretmen karşılarken benim prenses kızım geldiğinde Anaokulu sorumlusu hemen coşku nidalarıyla “Duru geldi öğretmenini çağırın o teslim alsııın” diye müdehale ediyor.

Kahvaltısını okulda yapmak istemediği için babaannesine kahvaltıya gidip,  sonra hep beraber okula geliyorlar.. Bu rutin son iki gündür bu şekilde devam ediyordu. Onun da son durumundan bahsedicem J

Öğlen olunca 13.30 da babaannesi okuldan almaya gitti. Normalde okul 16:00 ya kadar ama bize böyle

 

 

  1. 8. 9. Ve 10. Günlerde 6. Gün den farksız.

Tek fark Duru’nun şartlar listesinin biraz uzaması

Branş dersleri eklendikçe,  yeni öğretmenler geldikçe Duru endişelenmeye başladı. Ve şu  yemek sorunu hariç hepsini büyük çoğunlukla hallettik.

 

Bugün okullar açılalı 1 ay oldu. Bayram tatili ve bir de araya hastalanması girince 16 gün okula gitti ve şimdi başladığımız noktaya baktığımda çok daha kısa sürede uyum sağladık.  Yani ilk başlarda çetin geçen olaylar daha sakin ilerlemeye başladı.

Çok istekli değil ama ağlama ve mızmızlanma yok.  Hafta başında “ben okula gitmek istemiyorum” diyen çocuk son birkaç gündür bunu söylemedi.

 

Ve geçen haftadan beri ayakkabılarını okulda bırakıyor J Bu da artık okula güven duyduğunun göstergesiydi bizim için ;)

Hatta bu sabah babasına “Hadi baba kahvaltıdan sonra İngilizce dersi var. Geç kalıyoruz gidelim” demiş J)

Bir sonraki yazımda Duru’nun kaygılarına nasıl çözüm bulduğumuzu ve okula daha kolay adapte olması için neler yaptığımızı ayrıntılı bir şekilde anlattım

Şimdilik bu kadar ;)

Ağu 26 2014

Durununannesi’nin “Barbie” ile imtihanı

Duru doğduğundan bu yana hiçbir şeyde ısrarcı  olmadı..

Ne yemek yemekte, ne emzik kullanmakta, ne de uyku da.. (bunu abartsa çok iyi olur du ama azı karar dedi hep..Canım kızım benim :) )..

 

 

Yediğini bitiripte bir daha istiyorum diye yaygara koparım nidalar attığı olmadı hiç..

Oyuncak konusunda da ne ben çok oyuncak almışımdır ne de o çok oyuncak düşkünü olmuştur..

Aldığımız oyuncaklar genelde gelişimi için yararlı oyuncaklardır..Diğerleri de genelde hediye..

 

Ama çooooooooooooooooookkkkkkkkk uzun zamandır, Barbie’nin oyuncaklarının reklamlarını gördüğünden sürekli ister oldu..Neden çok kelimesini uzattım,

Nereden baksanız 1 senedir ara ara bunun muhabbeti oluyor..İlk defa birşey üstünde bukadar ısrarcı olduğunu görüyorum.

Almamak için ne kadar ikna edici konuşsamda pek faydalı olmadı..

 

Her akşam eve gittiğimde” Barbie’nin sonsuz gardrobunu aldın mı anne” diye sorup duruyordu ve sonrasında uykusu da varsa ağlama nöbetleri.. Bu nöbetler zaman geçtikçe etkisi belirgin bir şekilde azaldı :)

 

Gel gelelim beni almam için çok zorlayan duruma..

Komşumuzun kızı 10 yaşında..Duru’yu çok seviyor..Duru da onunla oynamaya bayılıyor..Normalde bensiz bir yere gitmeyen Duru o abla olduğunda onlarda saatlerce oynuyor..

Geçenlerde komşuya çıktık..Kız buna Barbie koleksiyonunu göstermiş..Bir sepet dolusu Barbie..

 

Bizim ki mest olmuş oynuyor..Ama nasıl keyifli..

Kız da diyor ki “bir daha ki geldiğinde sende bebeklerini getir oynayalım..Evde varmış Duru’nun barbiesi öyle dedi bana..”

“Aaa evet babannesinde bir tane bebeği var ondan bahsediyor” dedim… Bizim ki pazardan 5 TL ye alınan ismi Barbie olup görünümü Fatoş bebeğini söylemiş..

“Benim de barbie bebeklerim var” demiş..

Böyle birşeyi nasıl düşünüpte söylediğini bilmiyorum belli ki “Benim bebeğim yok” demek istememiş..

 

“Ama biz almıyoruz bu kadar bebek.. Kız çocuklarının bu kadar fazla Barbie bebeklerle oynaması çok zararlı bence” dedim..

“Benimkileri de zaten biz almadık hepsi hediye”..diye cevap verdi..

 

Eve geldim yine bir barbie muhabbeti..

İnternette biraz araştırdım..Olumsuz yönleri olduğu aşikar.. Çocukların onlara benzeme, onlar gibi zayıf, bakımlı ve makyajlı olmak isteme durumları..

Kendi küçüklüğüm geldi aklıma…Benim zamanımda barbie ve onun 2 katlı muhteşem evi henüz yeniydi ve çok pahalıydi..

Onun yerine pazardan alınan barbie görünümlü hafif balık etli fatoşlarla oynadım..

 

Etkilendiğim olmuştur evet..Ama beni olumlu yönde etkiledi..Ona çeşit çeşit kıyafetler diktim..Ve eski bir karton kutudan tek başıma kartonlarla bölerek odalarını mutfağını salonunu yapmıştım..Belki şuan dikiş dikmeye bukadar heves etmem Barbie’dendir bilemiyorum… :)

Durup düşündüm..Çocuğum 4,5 yaşına geldi ve bu zamana kadar almamayı başardım..

Zaten nereye kadar kaçışı var ki ,Elbet arkadaşından görüp isteyecek..Ben kısıtladıkça daha çok ilgi duymasından da korkuyordum..

Uzmanlar çocukların dünya algıları 2-4 yaş arası yoğun olduğundan, artık insan görünüm ve yapısını kafasında oturttuğunu ve onlar gibi istese bile olamayacağını bildiğini, onun sadece oyuncak bir bebek olduğunu gerçekten yaşamadığını bildiğine eminim..(Bu konuda Tübitak “Kendim Olmaktan Mutluyum”
kitabını da önerebilirim..Çocuklarını kendisini ve diğer kişileri olduğu gibi kabul etmesine önemli bir katkısı var bence..)

 

Gelişim sürecinde bu konuda gereken olgunluğa ulaştığını düşünüyorum..(burada olgunluk sadece kişilik olarak düşünülmemeli. Her çocuğun gelişimi farklı olsa da normal bir çocuğun gelişimi dönemlere ayrılmıştır..süt çocuğu dönemi, oyun çocuğu dönemi, okul çocuğu dönemi, ergenlik dönemi vs..)

 

 

Uzun lafın kısası, bir çocuk gelişimci adayı olarak benim fikrim;

Çocukların hayal güçleri oldukça kuvvetli..Onlara barbie bebek alınsın yada alınmasın, herhangi bir bebek ile bile Barbie imiş gibi oynamayı çok basit becerebilirler..Bunu en yakın kendimden biliyorum ;)

Hatta kutu sütü bebek yapıp sallayan, badana fırçasını silah yapan, kafasına kese kağıdı geçirip asker olan çocuklar biliyorum :)…

 

Maalesef ki engel olmak  bir yere kadar..Kabile hayatı da yaşamamız da mümkün değil..Yani siz çocuğunuza istediğiniz kadar almak istemeyin Barbie yada silah..Çocuklar bunu bir şekilde görüyorlar..Ama TV’de, ama oyuncakçıda..

Hatta şuan bazı özel anaokullarının oyun salonunda bile barbie ve onun devasa büyük evi bile mevcut..

Çocuklarla üzerine kurulmuş müthiş bir endüstri var ve tehlikenin farkında değiliz…Bilinçli ebeveynlerin sayısı gün geçtikçe artıyor fakat Barbie’ler, silah oyuncaklar hala vitrinlerde baş sıralardaysa ve  sinemalarda Barbie’nin filmi gösteriliyorsa demekki talep var.. henüz yeterli bir artış sağlanmış değil bilinçlenme konusunda bana göre ve  çoğunlukta olması karşısında çabalarımız şuan yetersiz kalıyor.

 

Nette bu tarz bilinçlendirme yazıları ne kadar çoğalırsa, bu zararı azaltabilmek bir hayli kolaylaşacaktır.

Onun için size bu konu ile birkaç önerim;

1-Israr etmiyorlar ise kendiniz alıp getirmeyin hediyeleri de mümkünse kabul etmeyin..

2-Eğer biryerlerde görmüş ve ısrar ediyor ise vazgeçirmeye çalışın başarılı olamazsanız son çare çok heves etmiştir ve mahrum etmeniz daha çok ilgi göstermesi, tutkuya dönüştürmesi haline gelebilir..siz çocuğunuzu daha iyi tanırsınız ona göre hareket edin..

3-Ve almak zorunda kalırsanız eğer en sıradanını, en az bakımlısını ve en az gösterişli giyinmişini alın..

Ve birtane alın..Koleksiyon oluşturmasına imkan tanımayın ;)

 

Çocuk gelişim derslerinde ve okuduğum pedagog görüşlerine göre, önemli olan bir tutku haline getirmemesi elinden düşürmediği bir parça yada öncelikli oyuncağı olmaması gerkiyor.. Canı istediğinde sıradan diğer oyuncakları ile oynadığı gibi oynuyorsa çok endişe edilecek bir durum yok..Belki de tek tatmin etmek istediği duygu, sadece sahip olma duygusudur..

 

 

Barbie yi aldığım ilk gün;

Screenshot_2014-08-26-14-21-44

 

ikinci günü ; (saçlar biraz hırpalanmış)

20140820_224023

3.gün: (Yüzüstü bırakıp gitmiş, ohhh olsun :) :)

20140820_220758

…1 hafta sonra :

20140826_162105

 

 

Barbie’nin akibeti bilinmemekte :)

 

 

Kazanan mı?

Böylece ikimizin de istediği oldu :)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ağu 11 2014

Bu Aralar Biz…

Evet uzun süredir yazmadığım için çok vicdan azabı içerisindeyim..Bayağı zaman kopukluğu oldu hatıra notlarımda..

Bununla beraber blogta spam problemi olunca hiçy azasım gelmedi..

Bir de kafam başka yerlerdeyse, başka şeylerle meşgul ise hiç elim varmıyor.. Sonra canım isteyince de yazacaklarımı unutuyorum :)

Neyse uzun lafın kısası özledim :)

 

Duru kuzum da bayağı büyüdü.. 52 aylık oldu..Artık ay sayısı büyüyünce aylık yazıları yazmakta tuhaf geliyor bana…Eylül’de okula başlıyor oda bende çok çok heyecanlıyız..

Duru alışkanlıklarına ve sahip olduklarına çok bağlı bir çocuk ve değişikliğe açık değil..

Değişiklikler onu oldukça tedirgin ediyor..

Taşınma durumumuzda aynen böyle oldu..

Biliyorsunuz ki Duru’yu hergün babannesine getir götür hepimizi yorduğundan ve okulu da babannesine yakın seçtiğimizden evi taşıma kararı aldık..Fakat Duru bunu okadar tepki ile karşıladı ki bizi ikna etmek için pekçok şeyi denedi..

Eskiden araba ile gitmekten bıkmış usanmış olan çocuk, “anne araba ile yolculuk çok güzel, etrafı izleye izleye gidiyoruz. taşınmıyallllııımmmm” der oldu..

“ben evimizi çok seviyoruuumm”,

“ben odamı çok seviyoruuumm”

“ama ben bu evde doğduuummm” deyip ağladı durdu..

 

Neyse bizim taşınma süreci hemen gerçekleşmediğinden, aylarca konuşmak ona anlatmak ikna etmek için yeterl oldu..Yeni okuluna daha yakın artık güzel havalarda el ele tutuşup yürüyerek okula gideriz fikri aklına yattı..

Şimdi ise okullar nezaman açılacak heyecanı içerisinde..Umarım bir problem yaşamayız başlayınca..

 

Şimdi yeni ev ve odası ile hiçbir sıkıntısı yok..Hatta öyle mutlu ki ben bazen “öteki evimiz şöyle büyüktü genişti” filan dediğimde, “yok anne öteki evimiz eskimişti bence burası çok daha güzel ben seviyorum burayı sen de sev olur mu? oraya geri dönmeyelim” diyor..

 

Facebook sayfamızdan çok instagramda anlık fotolar paylaşmak daha pratik gelir oldu bana,

Oradan da kolaj yapıp kısa kısa not düşeyim;

 

kolaj 11.08.2014

 

1. Duru bu sıralar ben ne giyersem aynısından giymek istiyor..benim sandaletlere benzerini bulunca pek mutlu oldu :)

2. Yeni evimize geçince yeni düzen oluşturmaya başladık..Bununla ilgili hiçbirşey yapmadım..Bazıları kendiliğinden gelişti, bazılarını da o istedi..Bunlardan biri de kahvaltı..

Duru 2,5 yaşına kadar sabahları süt, bebe bisküvisi, peynir ve baldan oluşan bulamaç yedi yada rafadan yumurta..

Daha sonra sütle bisküvi yerini krep ile rafadan yumurtaya bıraktı dönüşümlü bir şekilde…Aman dilimi ısırayım yaklaşık 2 aydır, kahvaltı tabağı hazırlıyorum ve hepsini kendisi yiyor..Normalde yemek ile arası olmadığı için ben yedirmek zorunda kalıyordum..

Yalnız hala biberon kullanıyoruz :(.. Biberonu kestiğim anda süt içmeyi tamamen bırakacak eminim..Sütle ilgili araştırmalarım devam ediyor ve içmesi yararlı mı yoksa boşa mı içiyor kısmı kafama yatmış değil…Ondan sonra bakıcam bir çaresine :)

3. Yol halimiz..Oto koltuğunda oturmaktan çok sıkılmasına rağmen, kendi oturuyor ve kendi kendini bağlıyor..Aramızdaki diyalog şu şekilde;

“Duruuuu, hadi otur koltuğuna ve kendini bağla” :)

4. Kısa tatilimiz oldu ve deniz sonrası yorgunluk..saçlarını doğduğundan beri hiç kestirmedim biraz uçlarından aldırsam diyorum fakat hiç yanaşmıyor :)

5. Evlendiğimden beri evde çiçek yetiştirmeye imrenen ben birkaç girişimde bulundum ve başarılı olamadım maalesef.. Yeni evimize yeni yeni çiçekler aldık…Sulama görevi de Duru’nun..Sorumluluk almaya bayılıyor..Bakalım inşaallah böyle devam eder..

6. İşte en sevdiğim kısııımmm :)…Ve aslında o ne giyerse bende aynısından giymek istediğimde doğrudur :)..Eskiden kotonda tek tük anne çocuk kıyafetlerine rastlardım..Şimdi bayağı fazlalaştırmışlar..Tam da bana göre olmuş..Dikiş dikmeye fırsat bulabilsem ana kız koleksiyonunu zengin hale getiricem ama fırsat yok..Tek çare benim için çalışmamak olsa gerek oda mümkün değil :)

7. Pazar kahvaltımızı dışarıda yaptık..Piknik sepetimizi hazırladık..Çayı da termosa koyduk…Koru’nun kedileri ile birlikte hep beraber piknikteydik…Duru kedilere peynir attı..

Bir tane kediyi resmen psikolojik bunalıma soktu..

Ama çocukta haklı..Peyniri kediye atıyor..Kedi kokluyor alamıyor yada attıığı peyniri görmüyor..

Duru da dedi ki “sen yaşlısın artık yaşlanmışsın herhalde burnun koku almıyor, gözlerin iyi görmüyor karnını bile doyuramıyorsun “dedi..Kedi dayanamadı kaçtı gitti..Depresyona girdi zavallı :)))..

IMG_20140810_133859

bu da bunalıma girmiş kedinin kaçışı

8. LCW çocuk ürünlerinin bazılarını Teen grubu için de üretiyor..Yani bazı ürünlerin aynını 2 yaştan 16 yaşa kadar bulmak mümkün..Ben de bunu bildiğimden  bakınıyorum o tarafa, kendime ve Duru’ya aynılarından bulabilirmiyim diye.. Bunları da o ‘bulabilirmiyim?’ gezintisini yaparken bulduklarım :)..

 

Ama Duru’ya göre yoktu :)..
Ya şimdiki Teen’ler çok iriler sanırım yada kalıplar mı büyük bilmiyorum bedenleri bana tam oluyor :)

 

Neyse işte yazmayınca birikiyormuş demekki bayağı uzun oldu :)..

Şimdilik hoşçakalın..

Sevgiler..

 

instagram/durununannesi

facebook/enduruyanim

pinterest/durununannesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tem 16 2014

Çocukların Dil, Bilişsel, İnce Motor ve Sosyal gelişimi ile ilgili Ders Notlarım

Bu sene hayırlısı ile alttan dersim kalmadan ve bütünlemeye de bırakmadan tüm sınavlarımı verdim..

Çocuk gelişimi 2. sınıf öğrencisiyim :)

Bu bölümün sandığımdan daha kolay olacağını, hatta “nasıl olsa ben anneyim zaten yaşayarak öğreniyorum pratiğini öğrenmişim teorikte neymiş pehhh” deyip, hiç ders çalışmadan, okuduklarımla araştırdıklarımla hepsini hallederim diye düşünüyordum

Ama öyle olmadı tabii :)..

Çocuk sağlığı, çocuk gelişimi, çocukla oyun dersleri dışındaki diğer dersler pedagojik formasyon içerikliydi..Özel eğitim, Aile eğitimi, Kaynaştırma dersleri filan da ders notlarına bakılmadan geçilemeyecek şekildeydi..

 

Şimdi ders notlarımdan çok yararlı bulduğum bazı bölümler kaydettim onları paylaşmak istiyorum..

Erken çocukluk evresinde bebeklerin dil, bilişsel, ince motor ve sosyal gelişimine katkı sağlayacak türden..

 

Dil gelişimi;

1

 

2

Bilişsel gelişimi;

3

 

4

İnce motor ve kaba motor gelişimi;

5

Sosyal gelişimi;

6

 

Umarım yararlı olur..

Şimdilik bu kadar..

En kısa zamanda tekrar görüşürüz..

İmzamı da atayım..Sonra Spam’mı değil mi diye kafa karıştırmasın ;)

 

Durununannesi

Tem 14 2014

Bu yazı spam değil gerçek bir uyarı yazısıdır!!!..Lütfen benim adıma reklam tarzı ve çirkince yazılmış yazıları dikkate almayın!

Herkese Merhabalar,

Çok uzun zamandan beri blog ile ilgilenemiyorum..

Hem daha önce bahsettiğim gibi iş yerinde işlerimin daha yoğun olması nedeniyle ve taşınma telaşım olması sebebiyle..

Sonunda taşındık fakat yeni evimizde henüz internet bağlatamadık..Hatta bu yazıyı alel acele işyerinden telefonla bağlanarak yazıyorum şu an..

Uzun lafın kısası, Nasıl olduğunu anlayamadım ama kullandığım hostingle mi alakalı yoksa wordpress’in güvenlik açığı mı bilmiyorum, tüm yeni güncellemeleri yapmama rağmen benim dışımda reklam tarzı yayınlar yapılmakta..

Bu Spam yazılarını görüyor önlem almaya çalışıyorken inşaallah daha da ileri gitmez diyordum..Sabah geldim şok oldum..Canım çok sıkıldı.

Sitenin ana sayfasına sağ tarafa bir uyarı yazısı yazdım ama buna rağmen sağolsunlar, beni e posta ile takip eden bazı takipçilerimin bunu dikkate almadığını ve sözde benden gelen bu yazılara yorumlar yazılarak tenkit ediliğimi gördüm ve çok üzüldüm..

Ben şu zamana kadar blogta teklif edilmesine rağmen reklam almadım..cinsel içerikli ve  sakal ekimi saç ekimi gibi saçma sapan reklam yazılarını benim yazdığımı nasıl düşünebilirsiniz??

Bu blog yazmaya başladığımdan beri pekçok sıkıntı ile karşılaştım ve buna rağmen vazgeçmedim..

Lütfen bu tarz yazıları benim gibi bir anneye yakıştıramadığınızı yazarken bir araştırın birkaç kez daha düşünün..

Birilerini suçlarken düşünün..Burası sanal alem ve her türlü saçmalığın yapıldığını aklınızdan çıkarmayın..

 

Site yönetimi bilgim az olduğu için şuan bu yazıları engelleyemiyorum.. Bununla ilgili destek almaya çalışıyorum ama henüz çözemedim..

Bu uyarı yazısını yazdıktan sonra, siteyi geçici olarak yayından kaldırtıcam yada en kötü ihtimal tamamen kapatıcam..

Ben kızıma güzel bir anı bırakmak istiyorum, kendi büyüdüğünü görsün okusun istiyorum fakat canımı sıkan bu yazılar ve yorumlar devam ederse kapatmaktan başka çözümüm yok..

O kişiye özel olarak mail atmayı denedim ama mail adresi bile problemli gitmiyor geri dönüyor..

Okuyorsa şunu söylemek istiyorum;

Yazdıklarını kesinlikle kabul etmiyorum. Ben anneliğimden utanılacak hiçbir şey yapmadım,  ama sen yazdıklarından utanmalısın bence..

Seni tanımıyorum

Senden ilk ve son ricam lütfen beni bundan sonra takip etme..

 

Destek ve anlayışınız için teşekkür ederim..

Sevgiler..

Durununannesi…

 

 

 

Not:  Bu yazılar genelde güncel tarihli atılmıyor geçmişe dönük tarihli  gönderiliyor..Eğer anlaşılmıyorsa benim yazıp yazmadığım, bu şekilde de anlayabilirsiniz..

May 09 2014

Doğumgünü için Hediyelik Lavanta Şapkaları ve Minik Elbise

 

N

Daha önceki yazımda detaylı resim ve anlatım paylaşacağımı söylemiştim..

 

Lavanta şapkaları yapması oldukça zevkli ve kolaydı..Ve her taraf mis gibi lavanta koktu..Elbiselerin içinde de çikolata kaplı badem şekeri var..

Burada dikkat edilmesi gereken kumaş seçimi..

Kumaşın kolay şekil verilebilen cinste bir kumaş olması çok önemli..

 

Pudra ve kremi oldum olası çok severim..

Hediyelikler çok beğenildi..Bunları hazırlarken eminim benim deli olduğumu düşünenler olmuştur..Başta sevgili kocam.. :)

Ne gereği var bu kadar uğraşmana?

Hazır alır yapardık..

İyi de bunları hazırlayan birilerini bulamadım ki..

Kaldı ki elimden geliyorsa neden yaptırayım başkasına ;)

Hadi başlayalım..

IMG_9427IMG_9426
IMG_9412IMG_9406IMG_9405IMG_9401IMG_9400IMG_9399
IMG_939820140404_002607

 

Bunlar bukadar…Sırada şeker hamurlu pasta yapımını elimdeki mevcut fotoğraflarla elimden geldiği kadar anlatıcam…

Hediyelik kolonya şişeleri  taleplerinin bir kısmını sınırlı zamanım doğrultusunda yaptım ama çoğu kısmını geri çevirmek zorunda kalmıştım..İlgiliniz için çok teşekkür ederim.. ;)

Bu Lavanta şapka ve Minik elbise şeker işine de girmeyi düşünmüyor değilim ;)

Sevgiler..

İyi hafta sonları

 

May 06 2014

Duru Bugün 49 Aylık

Ay gelişim yazılarını bile yazmaya üşenir olmuştum..Üşengeçlikten ziyade elim varmıyordu yazmaya..Ama burasının boş kalmasını da sevmiyordum..Herşey unutulup gidiyor, yada bellekte enderine gizleniyor diyelim..Onları geri çağırmak için bir ipucu lazım oluyor bazı zamanlar..

Anıları tarihe not düşmeli değil mi? :)

2014 yılı bizim için oldukça koşuşturmalı geçiyor..Aman ben 2013 ten sonra koşturmaya razıyım..Yeter ki iyi şeyler olsun hayatta..

2013’ün kötü olaylarını hatırlamak bile istemiyorum aslına bakarsanız ama mahkeme uzadıkça hatırlamak zorunda kalıcam maalesef..

1 yıl oldu dava açalı 1.duruşması yeni oldu. 2. duruşma haziranda…

Neyse hayırlısı ile görücez bakalım neler olucak..

 

Duru artık kocaman oldu..Önümüzdeki dönem anaokuluna başlayacak..Daha şimdiden onun heyecanı içerisinde..

Geçen dönem göndermek istesek de, okul fikrini sevmedi..Alışır diye 1 hafta kadar bekledik fakat kreşin kapısın gelince sıkıca babasına yapıştığı için biz de okul fobisi oluşmasın diye 2.dönemi bekledik..

İkinci dönem de ise başka bir kreş psikologundan ve etrafımdakilerin önerileri doğrultusunda göndermekten vazgeçtim..

Okuldaki psikolog “başladığında tam ısınmışken birkaç ay sonra tatil girecek” dedi..Kış döneminde oldukça hastalıkların fazla olması sebebi ile 1 gün gidip 3 gün gitmemesini istemedim..

O yüzden göndermedim..

 

Zaten benim de arayıp bulamadığım şey..Göndermeye hiç hazır değildim açıkçası.. :)

Çünkü biliyorsunuz Duru’ya babannesi bakıyor..Ev ile babannesi arası bir hayli uzak..Sabah çok erken kalkıp okula gidip, akşam babannesine dönüp, artık gündüz uykularını da bırakmış olacağından yollarda araba otokoltuklarında uyuyarak sefil olmasını istemedik..

Ve bu yılımız hayatımızda değişiklik yapma planları ile başladı..

İlk önce babannesine yakın biryerde güzel bir okul bulduk..Ben babası ve Duru çok beğendik..Kaydımızı yaptırdık ve Duru’nun yollarda perişan olmaması için evi okulun yanına taşımaya karar verdik..Bu şekilde hem babannesine de çok yakın olacağız

 

Ve böylece hepimiz rahatlıycaz.

Duru enerjisinin büyük kısmını yollarda harcamamış olacak..

Babası Duru’yu okula yetiştiricem, işe yetişicem, eve yetişicem diye perişan olmayacak,

Ben ise gece 9 da eve gelebilen koca ile kızımın yolunu  gözlemekten artık  kurtulup, onlar rahatlayacağı için bende mutlu olucam

 

 

Şimdi harıl harıl bir taşınma telaşındayım..Annem haftasonu gelip biraz ev topladı fakat daha okadar çok toplanacak şey var ki..

Aslında koli bulsam akşamları ufak ufak toparlanırım ama koli de bulamıyorum  :(

Marketlere koli sormak için girdiğimde ilk önce bir soru bombardımanı ile karşılaşıyorum.

“Ne o sizde mi daşınıyonuz?”

“Evet”

“Nereye?” vs..şeklinde uzayıp giderken sorular..

Sonuç; “bugün hiç koli çıkmadi abla, söz ben yarın koli ayıracam sana”

Ertesi gün gidiyorum, haydaaaa başka biri dünkü yok ..

Bu sefer o başlıyor, “Daşınıyonuz mu” diye sorguya :)

 

 

Duru taşınacağımızın farkında, ama alışkanlıklarına bağlı ve elindekinin kıymetini bilen bir çocuk olucak sanırım..

 

İlk zamanlar çok zorlandık,

“hayır ben oyuncaklarımdan, odamdan, eşyalarımızdan ve bu evimizden ayrılmak istemiyorum” diye ağlıyordu..

Defalarca onları da yanımızda alacağımızı bırakmayacağımızı söylememe rağmen, karşı çıktı..

Kendisi şöyle birşey uydurdu biz de onaylamak zorunda kaldık :)

“bu evimiz de durucak istediğimiz zaman gidip gelebilicez”

 

Bu fikre alıştıktan sonra yeni bir soru işareti oluştu kafasında..

“Peki ozaman biz bu eşyaları alırsak buraya geldiğimiz de neleri kullanıcaz”  :)

Biz de eşyaların bir kısmını yenileyeceğimizden,  şunu söyledik,

“Ozaman oraya yeni eşyalar alırız, bunlar burada kalır”

Alışana kadar böyle bilmesi daha iyi olucak..

 

Çocuk her sabah ve her akşam git gel araba seyahatinden bıkmış ki gördüğü herkese “biz taşınıcaz ve artık yürüyerek okuluma gidip gelicem..Araba kullanmıycaz” diyor..Ne kadar tezat geliyor değil mi? :)

 

Onun dışında bu sene okula gitmemesinin kötü yanları da oldu tabii..

Hiçbir oynadığımız oyunu beğenmiyor…Daha doğrusu bu yaş grubunda uygun oyun bulmakta zorlanıyorum..

 

Bulduklarım az geliyor yetmiyor..

Anladım ki 3,5-4 yaş grubu tam anlamıyla oynarak öğrenme yaşı değil, oynayarak sosyalleşme yaşıymış..

Şimdi Allah’tan bahar geldi de parka bahçeye çıkabiliyoruz..

Kışın da çıkıyorduk aslına bakarsanız ama bizden başka çocuk olmuyordu kış günü parklarda :P

 

Bu aralar televizyon çok izler oldu maalesef..Nekadar kısıtlasam da ben çalıştığım için bir yere kadar oluyor  kısıtlama..

Hep anlatıyorum,  babannesi ile gün içinde bir defa evcilik oynuyorlar,  sonra kendi işleri oluyor akşama kadar nasıl oyalayacak ki çocuğu?

Mecbur TV izliyor..E alışkanlık olunca da haftasonları da izlemek istiyor..

En çokta planet çocuktaki scooby doo ile pinky and the brain çizgi filmlerini seyrediyor..

Hayır benim çocukluğumda onlarla geçti biz de izledik ama, geçenlerde bir izledim, ohhoooo 25. kare içeren pekçok görüntü var..

Scooby doo da sürekli cadı avcılığı yapıyorlar..Aslında sonunda cadı diye birşey olmadığı, onların kostüm giyen kötü insanlar olduğunu çocuklara anlatıyor ama  hoş değil tabii..

Gelen gideni aratır derlerdi ya Pepe’yi beğenmezdim bir de..Pepe’yi bile arar oldum..Tamam kapris yapıyordu ama çocukları korkutmuyordu en azından.. :)

 

Akşamları ve haftasonları geliyorum, kızım gel oyun oynayalım “oynamıycam”,

Gel yap-boz yapalım, parmak boyası yapalım “olmaz”

Kızım hamur açalım, deney filan yapalım ozaman, tamam diyor hemen sıkılıp bırakıyor..Artık beni beğenmiyor sanırım :)

Dün akşam kendi canı istedi de biraz toplama alıştırmaları yaptık.. Aslına bakarsanız çocuk haklı boyama hamurlar artık sarmıyor..

10306624_569898686462109_6216607802064158715_n

Yazı yazmak istiyor müthiş derece de harflere meraklandı..Bana yazmayı öğret diyor..

Harf alıştırmaları yapıyoruz…Harflerin hepsini de biliyor..tek tek tüm harfleri daha küçücükken öğrenmişti..Ama hecelemeye geçmek istemiyorum..Teknik olarak yanlış birşey yapabilirim diye başlamak istemiyorum.

Fakat gördüğü yazıların aynısını yazmaya çalışıyor..

Kendi adı-soyadı da dahil olmak üzere birkaç kelimeyi biryere bakmadan yazıyor..Daha fazlasını öğretmemi istiyor fakat geçiştiriyorum..

 

 

Yıl sonunda bale gösterileri var..Okul olarak sıkı bir şekilde hazırlanıyorlar..”Kızım bize bir-iki birşey göster” diyorum..Göstermiyor..

Öğretmenleri ailenize sürpriz olsun göstermeyin diye tembihlemiş..

Yıl sonu gösterisi nasıl olucak bilinmez ama Duru’ya bayağı yararı oldu balenin.. Vücudunun daha da esnediği farkediliyor..

Hatta ayakları ve elleri ile dans figürleri yapıyor, elini bilekten kıvıra kıvıra, çok şirin oluyor :)

 

Neyse çenem düştü yazmadığım zamanın acısını çıkarıyorum :)

 

Sonuç olarak  okul ve ev problemini de bu şekilde hallettik..

Sıra geldi taşınmaya..

Koli bulabilirsem tabii :P

 

 

 

 

May 05 2014

Duru’nun Geçmiş Doğumgünü Hazırlıkları ve Kutlaması :)

IMG_9243

 

Selam blog,

Selam arkadaşlar.. :)

 

Herkese selamlar..

Uzun süredir yine kayboldum..Özel işlerim okadar yoğun ve kafam da hali ile onlara yoğunlaştığı için bir türlü vakit ayıramadım buraya..

Maillere de kayıtsız kalamadım

 

Biraz işlerimi kolaylamışken ve baharın pozitif enerjisi üzerimdeyken en önemlisi hevesim de gelmişken yazayım dedim.

Geçmiş kandil kutlamalarını, geçmiş bayramın mübarek olsun gibi “geçmiş” temennileri sevmem ama benim yazının başlığı da mecbur öyle birşey oldu.. :)

 

Doğumgünü ile ilgili hazırlıklarımızdan birkaç kare instagram da paylaşmıştım..Ayrıntılı olarak buradan paylaşıcama  söz verdim..ama çok uzun süreceği için ayrıntıları yazı dizisi şeklinde anlatıcam..

 

Doğumgünü hazırlıklarımıza 5-6 hafta öncesinden başladık..
Malum benim çalışıyor olmam ve dikiş dikmeye daha yeni ısınıyor olmam dolayısı ile ancak yetiştirebildim….

 

Elbise ve diğer hediyelikleri hazırlamak için kumaşları Eminönü’nden ve Ümraniye’den buldum..Tabii ki tacı da Eminönünden takı aksesuar satan bir Han’dan aldım..

Elbise ve diğer hediyeliklerle ilgili bilgileri daha ayrıntılı olarak sonraki yazılarımda paylaşacağım..

IMG_9226

 

Şapkaların içinde lavanta var..Arkalarına da mıknatıs yapıştırıp magnet olarak hazırladım..

Minik elbiselerde ise çikolatalı badem şekerleri var..Ne yalan söyliyim yapımı bi hayli zor..Bittiğine güzel oldu ama bunları yapana kadar Duru’ya sanırım bu prenses elbisesinden 5 tane dikerdim :)

Hazırladıktan sonra,  kuru dalları sprey boya ile boyadım..Ve saksı içine yerleştirip elbiseleri dallara astım..

 

Temamız peri kızıydı..Aslında Duru yine geçen seneki gibi prenses olmasını istedi fakat ben elbiseyi prenses kostümü yapıp diğer süslemeleri peri kızı şekline dönüştürdüm :)

IMG_9395

Babası photoshopta hazırladı etiketleri, arka plan banneri, su şişelerçi cupcake süslemelerini ve hediye poşeti üzeri etiketleri..

 

Ozalitçi de baskı aldık.. Bu Duru’nun olduğu dev fotolarda süngerimsi bir malzemeye ozalitçiler baskı yapabiliyor..İnce ahşap levha gibi duruyor fakat oldukça hafif..Karton mukavvadan bile..

IMG_9396

Babamız balonları, kapı süslerini, bannerleri ve su şişesi etiketlerini hazırladı.

Bunları krapon kağıdı ile ben hazırladım yapımı burada 

IMG_9393

IMG_9397

wpid-2014-04-07-00.17.29.jpg.jpeg

Masa üstüne şekerleme kavanozlarını ve küçük hediye çantalarını hazırladık..

Yeri gelmişken, geçen yıl ki doğumgünümüzle ilgili hala neyi nereden aldım gibi sorular geliyor.. Onun için burada belirteyim
IMG_9422

Uzun vazo Çiçek sepetinden gelen çiçeklerimin vazosu, Diğerini de Paşabahçe‘den aldım.. Şu an sezonda Englishhome‘a çok güzel şeker kavanozları gelmiş..Tavsiye olunur.. (Bu aralar Englishhome fena sardım..Ferforjeler, vintage çay fincanları öyle güzel ki indirim kolluyorum :) )

Hediye için kağıt çantalarımız Eminönü’nden..

IMG_9417

 

Bu Peçeteliğin nerede satıldığını bilmeyen yoktur herhalde..Tabii ki evimizin herşeyi  İkea :),..

 

 

 

Pastasını yine ben hazırladım..Ganaj kaplamalı..Muzlu ve çikolatalı..

İnsan figürlü pasta yapmayı hiç denememiştim..Resim çizerken bile insan yüzü çizme konusunda yeteneksizim..Bunu kendim uydurduğum oldukça basit bir yöntemle hazırladım.

Figürü ve pastanın yapımını diğer yazılarımda anlatacağım..

20140406_093613

Cupcakeler de yine benden ;)

20140406_003311

 

Duru da benimle birlikte yapım aşamalarında bulunduğu için doğumgünü yaklaştıkça heyecanı daha da artmıştı.

Tüm hazırlıklarımızın bittiği cumartesi günü “çok heyecanlıyım anne heyecandan uyuyamıyorum” dedi..(Gerçi diğer günler de uyuduu filan yokta bugünkü bahanesi heyecanıydı :D)

Sabah kaltık kahvaltımızı ettik, davetlilerimizin bir kısmı kahvaltıya gelmişti..

 

Duru’yu giydirip topuzunu yaptım..Prenses tacını da taktım ve o saatten sonra gerçek bir prenses gibiymiş gibi akşama kadar dolandı :)))

 

 

Ve misafirlerimiz gelince pastayı kestik..Masanın tam hazırlanmış fotosunu çekemedim o kalabalıkta, Bu yarı hazırlanmış şekli..

IMG_9229

Menümüz;

 

Makarna salatası

Kıymalı börek,

Patetesli börek,

Zeytinyağlı sarma

Portakallı üzümlü cupcake

Cake pops

Minik atıştırmalıklar

Ve pasta…

 

 

Mamalar yendi ve hediyeler bizzat prenses tarafından açıldı..

İnstagramda paylaştığım foto’da elbise kemer kısmında saten bir kuşak vardı fakat içime hiç sinmediğinden onu söküp dantel-su taşı arası bir şerit geçip yanına çiçek dikti anneannesi..

IMG_9333

Herşey çok güzeldi..Duru’nun her istediği oldu..

Tekrardan Doğum günün kutlu olsun Meleğim..Yeni yaşın yeniliklerle dolu olsun..Her hayalin gerçek olsun :)

IMG_9196

Bu da ben..Tüm yaptıklarımı imzalar gibi oldu.. :)

Hani ikea da 2 sandalye üretip çok birşey yapmış gibi bir de tasarımcıların fotoğraflarını asıyorlar ya sandalyenin tepesine :)))

 

 

Şimdilik bu kadar

Geçen sene ki ve diğer doğum günü hazırlıklarımızı görmek için aşağıdaki linkleye göz atabilirsiniz..

 

http://www.enduruyanim.com/2013/04/02/dogumgunu-hazirliklari-2-hediyelik-kolonya-siseleri/

http://www.enduruyanim.com/2013/04/05/durunun-3-yas-pastasi-ve-cupcakeleri/

http://www.enduruyanim.com/2013/04/01/dogumgunu-hazirliklari-1-susleme-malzemeleri/

 

 

 

Dediğim gibi elbise dikimi, pasta yapımı ve hediyeliklerle ilgili daha fazla fotoğraf ve detay paylaşıcam..

Hoşçakalın..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nis 06 2014

Duru 4 Yaşında

wpid-2014-04-07-00.17.29.jpg.jpeg

Mutluluklar tamamlandı senin gelişinle
Sensin artık tüm hayatım, canım. .
Günlerim aydınlandı o masum gülüşünle
Güzel kızım, en duru yanım
Tüm güzellikler senin olsun,
Dertlerin benim.
Başka bir yer istemem,
Yanındir benim yerim
Canım,  herseyim,  Duru  Zeynep’im. ..
Nice güzel yıllara benim güzel meleğim…

wpid-20140406_142841.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN…

Mar 10 2014

Instagram’da Bu Aralar Biz..

 

 

Merhabalar herkeseeee

Yine uzun zamandan beri yokuz biliyorum..

Nedeni ise çok şeyler :)

Bir yandan işlerimin yoğunluğu, diğer yandan Duru’nun doğumgünü yaklaşıyor..Ote yandan Duru’nun kuzeni olacak onun heyecan ve hazırlıkları var..Başka yandan geleceğe dair hayatımıza yön verecek planlarımızı gerçekleştime çalışmaları derken kafam bir dünya yani..

Ha bir de bu aralar İnstagram’da daha sık takılmaya başladım..

Nedeni ise yıllar önce şirketin verdiği iphone 3’ten Samsung’a terfi etmem..Hep derdimki  I-phone candır diye ama yanıldığımı farkettim..Samsung sen neymişsin yaw..

O kamerası, o fotoğraf çekimi, daha uzun olan pil ömrü ve büyük ekranın verdiği kolaylıklar, hemde ne..ANLAYAMAZSINIZ :P

 

Herkes instagram kullanmıyor takip etmiyordur diye buraya da fotoları ekliyeyim dedim..

kolaj

1.Ana-kız çift taraflı mutfak önlüğü diktim..Ön tarafından çiçekli zemin üstüne sarı cep, arka tarafında ise sarı zemin üzerinde çiçekli cep var..

2. Bu tshirt HM 2014 yaz koleksiyonundan..Duru artık kendi kıyafetlerini kendi beğenip almamı istiyor :)..Ve farklı şeyler beğeniyor..Muhabbet kuşlarının önünden sarkan renk renk şifon tüller dikkatini çekti..

3. Takımı Duru’nun kuzeni için hazırladım..7 aylık olacak pek yakında.. Mayısın ilk yarısı gibi gelmesi bekleniyor..Tabi Duru ablası gibi geç gelmezse ;)

4. Ayakkabılık Tchibo geçen hafta temasından, ama görüldüğü üzere kullanamıyoruz..

Sahiplendi..Sadece Duru kullanabilirmiş.. :)

5. Kağıt kesme katlama kitabımız..Kitap kolaydan zora doğru gidiyor..Kolay olanları bitirdik..zor olanlar için ara verdik biraz..

instagram/durununannesi
Buradan da gorusebiliriz..

 

Şİmdilik bukadar.. :)

 

 

 

 

 

Şub 17 2014

Kitap İnceleme “Nasıl ve Neden” Serisi -Tübitak Yayınları

 

Tübitak Kitaplarının bizim hayatımızda yeri büyük..Hatta okadar büyük ki kitaplığımızdaki kitapların %80’ini oluşturuyor :)

2013 sonu yeni çıkan kitaplarına geçenlerde tesadüf rastladım ve birkaçını aldım..

Hayvanlar  nasıl ve neden kışa hazırlanır?

Bazı hayvanlar nasıl ve neden yumurtadan çıkar?

Bazı bitkiler  nasıl ve neden böcek yer?

 

Duru çok çok sevdi. Hatta sarılıp öpüyor kitapları :))

Son günlerde sadece bunları okuyoruz dönüşümlü..Her kitabın sonunda konu kavrama soruları var. Onları cevaplamakta çok eğlenceli..

 

Serinin birde tüm kitaplarını kapsayan etkinlik kitabı var..Onu ve serinin diğer kalan 9 kitabını da yeni sipariş ettim.

Tanesi 2 TL..

Etkinlik kitabı ise 5 TL..

Seri 12 kitaptan oluşuyor..

 

Sizin minikleriniz de hayvanlara, çiçeklere, böceklere yoğun ilgisi varsa çok beğeneceklerine eminim..

Kitapların kalitesi, fiyatına göre oldukça iyi..Hatta içindeki resimler canlı hayvan resimleri ve baskı kalitesi de son derece iyi..

Siparişi için Tübitak’ın kendi sitesini yada Hepsi Burada’yı tercih edebilirisiniz..

http://esatis.tubitak.gov.tr/books/11827

 

Ben hepsiburada.com’dan sipariş verdim..Çünkü 25 tl üzeri alışverişte kargo bedava..

 

Bu linkte serinin tüm kitaplarını bir arada görebilirsiniz..

www.hepsiburada/nedennasılserisi

http://www.hepsiburada.com/etkinlikkitabi

 

Not: Kitabın üstünde 6 yaş yazıyor..Hepsiburada.com’da 4-6 yaş için uygun diyor..Şahsi fikrim 4+ yaş grubu için ideal..Çok keyifli kitaplar..

 

 

 

Şub 07 2014

Çocuk Sağlığı ile İlgili Ders Notlarım

Fırsat bulmuşken yorum cevaplayayım dedim..

Yorum kısmına baktım hiç gelen yorum olmadığını görünce şaşırdım..

Meğer spam engelleyici her gelen yorumu tutuyor , istenmeyen diye işaretliyormuş..O yüzden göremedim kusura bakmayın :)..

 

 

Çocuk sağlığı ile ilgili yine akılda kalıcı pratik bilgiler vermek istedim..

Dileğim ihtiyacınız olmaması yönünde ama, olursa da aklınızda bulunsun ;)

b_a1

 

-Hastalıkta çocuk az ve sık beslenmeli mümkün olduğunca sulu ve kalorisi yüksek besinler verilmeli

-Hasta çocuğun aksine banyo yaptırılması daha sık olmalı ve odası sıkısık havalandırılarak, yatak çarşafları sıksık değiştirilmeli..

-Ateşli olan çocuğa 38.5 derece ateşe kadar aşı yapılması engel değildir..Aşılarını bu nedenle ertelenmesi gerekmez..Özellikle gribal enfeksiyonlarda, hasta çocuğun okulda aşıları yapılacağı durumlarda (örn: Karma aşı)

-Ateş varsa ilk etapta eklem yerlerine, -koltuk altı, diz arkası kol içleri ve kasıklara ılık bez konulmalı, kesinlike alkol, sirke vs kullanılmamalı ( alkol ve ilk etapta ferahlatsa da vücuttaki sıvıyı emdiğinden doğru değildir.)..Ateş düşmüyor ise ılık duş aldırılmalı, su çok soğuk olmamalı.

-Ateşli çocuk üşüse bile üstü asla örtülmemeli, bu ateşe odun atmak gibi birşey olur..

-Havale geçiren çocuk, direk ılık suyun altına konulmamalı, bu esnada basınç yapan kan damarlarının şok etkisi ile yırtılmasına neden olabilir..Onun yerine nöbet esnasında ılık su kompresi, nöbeti geçirince tekrar ateş havale yapmaması için ılık su duş ve vakit kaybetmeden hastaneye başvurmalı..

 

Çocuklarda en sık görülen şikayetler;

Pamukçuk;

Doğum sırasında doğum kanalından bulaşabildiği gibi, doğum sonrasında yetersiz hijyene bağlı olarak anneden de kaynaklı olabilir.. Candida denen bir mantar türüdür ve bebeğin ağzına yerleşerek bebeğin emme sonrası ağzında kalan st artığı üremesini sağlar..Kolay kaldırılamaması ile süt arttığından ayrılır..Pamukçukta deri altı yara kanamalıdır..Süt pası dediğimiz emme sonrası meydana çıkan durum ile karıştırılmamalı..

Temizliği:

1 çay kaşığı karbonat

1 çay bardağı kaynatılmış soğutulmuş su

sırt üstü yatırılır ve işaret parmağına yumuşar ince tülbet yahut gazlı bez sarılarak çok bastırılmadan temizlenir.

Gün içinde bu işlem birkaç kez yapılmalı.

Geçmediği durumlarda çocuk doktorunun vermiş olduğu anti fungal solüsyonlar ile tedavi edilebilir..

 

Gaz sancısı;

Klasik anlamda, bebek dizlerini karnına çeker yüzü ve alnı kırışır, yumruklarını sıkar ve birkaç saniye nefesini tutmasından dolayı kızarabilir..

Emzirirken çocuk mümkün olduğunca dik tutulmalı

15 dk fazla emzirilmemeli (daha fazla hava yutmasını engellemek için)

Emzirdikten hemen sonra bebek 15-20 dk süre ile sırtı sıvazlanmalı

ağrı esnasında yüzü koyun yatırılabilir..

karnına sıcak su konulabilir..bebek sıcak su şişesine sıcak havlu yada yastığa yüz üstü yatırılabilir..

Pozisyonu sık değiştirilmeli bebek annenin kolunun üzerine yatırılmalı ve karnına hafif hafif basınç yapılması rahatlık sağlayacaktır.

az ve sık beslenmeli aşırı beslemekten sakınmalı

1 er çay kaşığı anason ve rezene verilebilir..

 

 

Karın ağrısı;

kör bağırsak, apadisit, üst solunum enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları karın ağrısı yapabilir..

Karın ovularak masaj yapılmalı, ayaklarına sıcak su konulabilir..

3 saatten uzun süren karın ağrıları için apandisit yada bağırsak düğümlenmesi olasılığı göz önünde tutularak derhal sağlık kuruluşuna götürülmeli.

 

İshal

24 saat içinde 3 kez fazla sulu kaka şeklinde ortaya çıkar.

Bebeklik döneminde ishal nedeni yeni başlanan mama olabilir..Alerjik besinler de ishal yapar.

Bakterilerin neden olduğu ishaller yaz aylarında, rota virüsü ve viral enfeksiyonlar kışın, parazitlerin neden olduğu ishaller ise her mevsim görülmektedir

sıvı kaybı engellenmesi için tuz-şeker eriği verilmeişidir..Bu hazır paket halinde eczanelerde bulunuyorken evde de hazırlanabilir..

2 yaşından küçüklere her dışkılama sonucu 1 çay bardağı, büyüklere ise 2 çay bardağı..

hazırlanışı;

1 lt kaynatılıp soğutulmuş suya 2 silme yemek kaşığı şeker, 1 çk tuz ve 1 çk karbonat katılarak hazırlanabilir..

serin yerde muhafaza edilir..24 aat içinde tüketilmelidir.Kullanılmayan kısım atılmalı ve tekrar hazırlanmalıdır.

 

Kabızlık;

 

temel neden dışkı tutmadır.

süt tüketimi fazla olan çocuklarda daha sık görülür..

sabah aç karnına ılık su ve lifli gıdalar ve her yemekten sonra 5 dk süre boyunca çocuk tuvalette oturtularak düzensiz oluşan tuvalet alışkanlığının düzeltilmesi sağlanabilir.

 

Kulak ağrısı;

en sık görülen şikayet orta kulak iltihabı..6 yaşından küçük çocuklarda kulak ile boğaz arasında uzanan östaki borusu kısa olduğundan burun ve boğazdaki bakteriler kolayca kulağa geçebilir.

Nedenleri;

süt dişi çıkarma

kulak kirleri

uçak yolculukları

yabancı cisim kaçması

deniz havuz suyu

orta kulak iltihabı

 

yutkununca artan kulak ağrısını azaltmak için papatya çayı iyi gelebilir.

ayrıca 12 saatten uzun süren kulak ağrısı varsa, akıntı varsa, kusma ve ateş görülüyorsa hekime başvurulması gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oca 30 2014

“Çocuk Beslenmesi Ders Notlarım”

beslenme1ÖNEMLİ UYARI;

Herkesin mailinine SPAM mailleri gitmeye başlamış..Neden olduğunu anlamadım.. Sizden ricam açmadan siliniz..
En kısa zamanda çözmeye çalışıcam..

 

Uzun bir aradan sonra merhabalar,

İşlerimin yoğunluğu, final sınavları nedeni ile bloğa bakamadım bir süredir..

Onun dışında sağlık problemleri nedeni ile pek keyifsizim canım da yazmak istemedi açıkçası..

Zaten yazmak istesemde blog bir süredir kapalıydı hosting sağlayıcı ile problemlerden dolayı..

 

 

Sınavlarım bitti ve çalışırken normal hayatta da işime yarayacak önemli bilgileri not tutmuştum..

Her dersin notlarını sırası ile paylaşıcam..

 

Çocuk Beslenmesi

1- A vitamini vücutta depolanır. Besinlerde iki şekilde bulunur. Retinol ve Provitamin A (Karoten)..

Özellikle Koyu yeşil yapraklı sebzelerde ve sarı turuncu meyvelerde bulunur. Fazla alındığında karoten nedeni ile çocuğun ten renginde sarı turuncu bir görünüm çıkabilir. Vücutta depolandığı için fazlası zararlıdır.

 

2- D vitamini kalsiyum ve fosfor emilimini, C vitamini ise demir ve folik asit emilimini hızlandırır.

Onun için çocukları güneşe çıkartın kemikleri gelişsin derler hep.

D vitamini vücuda alınan kalsiyumun etkin kullanılmasını sağlayarak kemikleri geliştirir.

 

3-Portakal suyu da demir emilimini hızladırır.

Doğadaki besinlerin çok azında D vit vardır..

D vitamini alınan gıdalar; Yumurta sarısı, süt, tereyağı, balıkyağı ve yağlı balıklar.

 

4- Vücutta %100 sindirebilen proteinlere “örnek protein” denir…Buda sadece anne sütünde ve yumurtada mevcuttur.

Yumurta anne sütünden sonra gelen, ikinci yararlı besindir ve et, süt, hayvansal gıdalar, kuru baklagillerde olduğu gibi  “iyi kaliteli protein” grubundadır.. Çünkü içeriğinde insan vücudunun ihtiyacını karşılayacak pek çok vitamin barındırır. Et yemeyen çocuklar için etin yerine geçebilen besin kaynağıdır..

 

4- Yumurta saklama koşulları -1 ve +1 derecede uzun süre kalabilir..

5-Yumurta yıkandığında kabuğundaki göznekler açılır ve içerisine bakteriler girerek kısa sürede bayatlar. Bu yüzden dolaba yıkanarak konulmamalı kullanmadan hemen önce yıkanmalıdır.

6- Pişirirken düşük ısıda fazla kaynatmadan pişirilmeli, yüksek ısıda uzun süre pişirildiğinde içeriğindeki proteinler katılaşır ve etrafı yeşil gri olur.

7- Kuru meyveler demir ve kalsiyum bakımından zengindir.

8-Demir eksikliği anemisi okul öncesi çocuklarda yaygındır. Ayrıca elma ve portakal suyu demir anemisi önlemesine yardımcı olur.

 

9-Bakterilerin çoğu çok sıcakta ve soğukta üreyemezler. O yüzden sıcak yemekler 63 derece üstünde, soğuk gıdalar +4 derece ve altında bekletilmelidir.

10- Mide kapasitesi küçük olan çocuklar yemeğe zorlanmamalı bunun yerine, ara öğünlerle enerjisi yüksek besleyici gıdalar ile desteklenmeli..

11-Fındık veya fındık ezmesi,  ceviz ve tahin (tahinli kurabiye, tahin-pekmez) omega yağları bakımından zengindir.

 

12- Ara öğünler ana öğünlere yakın verilmemeli ve enerjisi ana öğünlerden daha fazla olmamalı.

 

13- Hastalıkta beslenme azar azar ve sıksık olmalı.  Yutması kolay gıdalar tercih edilmeli..Hastalık geçtikten sonra kaybettiği kiloları geri kazandırabilmek için hergün 1 öğün fazla verilebiir..Yada porsiyonlar biraz fazla olabilir..

 

14- Mayalı gıdaların besleyici özelliği daha yüksektir..

 

15- Kusma ve ishal sırasında kaybettiği elektrolitleri kısa sürede alabilmesini sağlayan en iyi besin YOĞURT’tur

16- Bunun yanında tuzlu ayran, pirinç lapası, patetes püresi,şeftali, elma suyu verilmeli, posalı ve yağlı yiyecekler azaltılmalı.

 

Ortalama boy hesaplama formülü;

boy

Ortalama kilo hesaplama formulü;
ağırlık

 

 

Okul öncesi çocuğun günlük beslenme tablosu örneği;

Adsız3

Adsız1

 

Diğer derslerle ilgili notlarımı da en kısa zamanda paylaşacağım…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eski yazılar «